Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Son dönem böbrek yetmezliği bulunan hastalarda cerrahi girişimler, üremik ortamın oluşturduğu immün, hemostatik ve metabolik değişiklikler nedeniyle yüksek riskli bir klinik süreçtir. Trombosit fonksiyon bozukluğu, sıvı-elektrolit dengesizlikleri, kronik inflamasyon, anemi ve malnütrisyon gibi faktörler; perioperatif dönemde kanama, enfeksiyon, hemodinamik instabilite ve gecikmiş yara iyileşmesi riskini artırmaktadır. Bu nedenle cerrahi yönetim, diyaliz zamanlaması, antikoagülasyon stratejileri ve multidisipliner koordinasyonu içeren bütüncül bir yaklaşım gerektirir. Cerrahi öncesi dönemde hastanın volüm durumu, elektrolit dengesi (özellikle potasyum), asit-baz profili ve hemoglobin düzeyi optimize edilmelidir. Elektif cerrahilerde diyalizin genellikle operasyon öncesi 24 saat içinde planlanması önerilmektedir. Antikoagülasyon yönetimi, kanama riski ve diyaliz gereksinimi arasında denge kurularak bireyselleştirilmelidir. Perioperatif dönemde hemodinamik kırılganlık nedeniyle sıvı yönetimi dikkatle planlanmalı; hipotansiyon, aritmi ve doku hipoperfüzyonu açısından yakın izlem yapılmalıdır. Postoperatif süreçte gizli kanama, enfeksiyon ve yara iyileşme sorunları erken dönemde tanınmalıdır. Diyaliz planlaması, cerrahi alanın durumu ve hastanın klinik toleransına göre yeniden düzenlenmeli; gerekli durumlarda heparinsiz veya düşük doz antikoagülasyon tercih edilmelidir. Hemşirelik bakımı; sistematik klinik değerlendirme, erken komplikasyon tanısı, erişim yolu korunumu, aseptik uygulamalar ve hasta eğitimi ile sürecin merkezinde yer alır. Sonuç olarak, diyaliz hastasında perioperatif bakımın bireyselleştirilmiş ve disiplinler arası bir yaklaşımla yürütülmesi, komplikasyonların azaltılması ve klinik sonuçların iyileştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir.</jats:p>

Show More

Keywords

cerrahi klinik dönemde diyaliz perioperatif

Related Articles

PORE

About

Connect