Abstract
<jats:p>Dijitalleşme, büyük veri ve yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte algoritmik yönetim, örgütlerde giderek daha önemli bir yönetsel mekanizma hâline gelmiştir. Algoritmik yönetim, geleneksel olarak insan yöneticiler tarafından yürütülen görev atama, planlama, performans değerlendirme, ücretlendirme ve işten çıkarma gibi yönetim işlevlerinin çeşitli yazılımlar ve veri odaklı algoritmalar aracılığıyla kısmen veya tamamen otomatikleştirilmesini ifade etmektedir. Başlangıçta karmaşık sorunları basit işlem adımlarına bölerek çözmeyi amaçlayan algoritmalar, günümüzde iş süreçlerinin koordinasyonu ve emek sürecinin kontrolünde önemli bir rol üstlenmektedir. Literatürde algoritmik yönetim hem örgütsel verimliliği artıran bir yönetim yaklaşımı hem de çalışanlar açısından çeşitli riskler barındıran çelişkili bir sistem olarak değerlendirilmektedir. Örgütsel düzeyde algoritmik sistemlerin büyük veri analizi sayesinde daha hızlı ve tutarlı kararlar alınmasını sağlaması, görevlerin gerçek zamanlı olarak dağıtılması, verimlilik artışı, işe alım süreçlerinin hızlanması, maliyetlerin düşürülmesi ve örgütsel öğrenmenin desteklenmesi gibi önemli faydalar sunduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte çalışan perspektifinden bakıldığında algoritmik yönetimin iş özerkliğinin azalması, tekno-stres, yoğun gözetim, şeffaflık eksikliği, ayrımcılık riski ve duygusal yabancılaşma gibi çeşitli sorunlara yol açabileceği ifade edilmektedir. Bu bağlamda algoritmik yönetim, verimlilik ve rasyonellik vaat ederken aynı zamanda çalışan refahı, adalet algısı ve örgütsel ilişkiler üzerinde karmaşık sonuçlar doğuran çift yönlü bir dönüşüm olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla algoritmik sistemlerin tasarımında yalnızca verimlilik hedeflerinin değil, çalışanların özerkliği, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi insan odaklı unsurların da dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.</jats:p>