Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Kesişimsellik, bireylerin kimliklerinin (cinsiyet, ırk, sınıf, engellilik, vb.) ve toplumsal konumlarının nasıl etkileşerek ayrımcılığa ve eşitsizliklere yol açtığını inceleyen bir kavramdır. İlk olarak Kimberlé Crenshaw tarafından 1989 yılında geliştirilmiştir. Adli tıp bağlamında, kesişimsellik, kadına yönelik şiddet vakalarının değerlendirilmesinde önemlidir; çünkü bu kavram, şiddetin çeşitli sosyal kimlikler arasındaki etkileşimleri nasıl şekillendirdiğini ve mağdurların maruz kaldığı ayrımcılığı anlamada kritik bir araçtır. Kadına yönelik şiddet, yalnızca cinsiyetle ilgili değil, aynı zamanda ırk, sınıf, engellilik gibi faktörlerle de ilişkili olarak farklı şekillerde deneyimlenebilir. Yapılan araştırmalar, kadınların şiddete maruz kalma oranlarının eğitim seviyesi, yaş ve sosyoekonomik duruma bağlı olarak değiştiğini ortaya koymaktadır. Kesişimsellik, şiddetin çok boyutlu yapısını anlamaya yardımcı olarak, adli tıp uzmanlarına daha adil ve bütüncül bir yaklaşım sunar. Intersectionality is a concept that examines how individuals' identities (gender, race, class, disability, etc.) and social positions intersect to create discrimination and inequality. It was first developed by Kimberlé Crenshaw in 1989. In the context of forensic medicine, intersectionality plays a key role in understanding cases of gender-based violence, as it helps to assess how different social identities interact and shape the experiences of discrimination that victims face. Gender-based violence is not only related to gender but also influenced by factors such as race, class, and disability. Research shows that the likelihood of women experiencing violence varies with education level, age, and socioeconomic status. Intersectionality helps forensic experts to approach these cases in a more just and comprehensive way.</jats:p>

Show More

Keywords

olarak kesişimsellik intersectionality violence ırk

Related Articles

PORE

About

Connect