Abstract
<jats:p>Restoratif diş hekimliğinde biyoaktivite kavramı ve güncel biyoaktif materyaller giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Biyoaktif materyaller, yalnızca biyouyumlu olmanın ötesinde, çevre dokularla etkileşime girerek remineralizasyonu destekleyen, antibakteriyel etki gösterebilen ve pulpa-dentin kompleksini koruyabilen sistemler olarak tanımlanmaktadır. Ancak literatürde biyoaktif, biyouyumlu ve biyointeraktif kavramlarının sıklıkla karıştırıldığı ve bu nedenle terminolojik bir netliğe ihtiyaç olduğu vurgulanmaktadır. Biyoaktivite mekanizmaları temel olarak iyon salınımı, pH tamponlama, remineralizasyon ve antibakteriyel etki üzerinden gerçekleşmektedir. Özellikle kalsiyum silikat bazlı materyaller, yüksek pH oluşturma ve dentin köprüsü oluşumunu destekleme özellikleri nedeniyle gerçek biyoaktiviteye en yakın sistemler olarak kabul edilmektedir. Cam iyonomer simanlar, S-PRG içerikli materyaller, biyoaktif kompozitler ve alkasitler ise farklı düzeylerde biyolojik etkileşim gösterebilmektedir. Bununla birlikte günümüzde biyoaktif olarak tanıtılan birçok materyalin, gerçek biyolojik yanıt oluşturmaktan ziyade sınırlı veya biyointeraktif düzeyde etki gösterdiği düşünülmektedir. Klinik başarı açısından yalnızca biyoaktivite değil, mekanik dayanım ve uzun dönem stabilite de kritik öneme sahiptir. Sonuç olarak, gelecekte geliştirilecek restoratif materyallerin biyolojik ve mekanik özellikleri dengeli şekilde bir araya getiren sistemler olması beklenmektedir.si ve uzun dönem izlem temel basamaklar olarak kabul edilmektedir. The concept of bioactivity and the development of contemporary bioactive materials have gained increasing importance in restorative dentistry. Bioactive materials are defined as systems that go beyond mere biocompatibility by interacting with surrounding tissues, promoting remineralization, exhibiting antibacterial effects, and supporting the pulp–dentin complex. However, it has been emphasized that the terms “bioactive,” “biocompatible,” and “biointeractive” are often used interchangeably in the literature, highlighting the need for clearer terminology. The mechanisms of bioactivity are primarily based on ion release, pH buffering, remineralization, and antibacterial effects. Calcium silicate–based materials, in particular, are considered to be among the closest systems to true bioactivity due to their ability to create an alkaline environment and promote dentin bridge formation. Glass ionomer cements, S-PRG- containing materials, bioactive composites, and alkasites, on the other hand, demonstrate biological interactions at varying levels. Nevertheless, many materials currently marketed as bioactive are thought to exhibit limited or predominantly biointeractive effects rather than inducing a true biological response. From a clinical perspective, not only bioactivity but also mechanical properties and long-term stability are critical for success. Therefore, future restorative materials are expected to integrate biological functionality with optimal mechanical performance in a balanced manner.</jats:p>